Türkiye’deki Hava Kirliliğinin Geldiği Son Nokta

Avrupa Birliği’nin yeni yayınladığı 2017 Hava Kalitesi raporuna göre,hava kirliliği Avrupa’daki 428 bin prematüre (vaktinden önce) ölümden sorumlu! Bu ölümlerin %80’i kalp sağlığı ve kalp krizi yüzünden gerçekleşirken, geri kalanı ise akciğer hastalıkları ve akciğer kanseri yüzünden gerçekleşiyor. Tabii hava kirliliği ölümler dışında da etkili ve birçok hastalığa sebep oluyor. Hamile kalamama ve anne karnındaki bebekler ve yeni doğmuş bebekler başta olmak üzere çocukların sinirsel ve bilişsel gelişimlerinde negatif etkiye sahip. Özellikle ileriki yıllarda okul performanslarını ve daha da ileride hayat kalitelerini etkileyebileceği öne sürülüyor. Hava kirliliğinin çocukların akciğer gelişimini olumsuz etkilediği ve kirliliğin yoğun olduğu bölgelerde astım ve kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) gibi kronik hastalıkların daha sık görüldüğü artık kanıtlanmış bir gerçek.

Yeni yapılan araştırmalarda ise hava kirliliği ile genelde yetişkinlerde görülen Tip 2 diabet ilişkilendiriliyor. Ayrıca obezite, sistematik inflamasyon, yaşlanma, Alzheimer ve Demans gibi hastalıklarla da hava kirliliği arasında ilişki kuran araştırmalar her geçen gün artmakta.

 

Hava kirliliğinin önemli bir bileşeni: Partikül Madde

2013 yılında Uluslararası Kanser Araştırma Örgütü (IARC) hava kirliliğini, özellikle de kirliliğin kritik bileşenlerinden biri olan Partikül Madde’yi (PM), ‘kanserojen’ olarak tespit etti. Hava kirliliğinin, özellikle de çok ince partiküllerin prematüre doğumlarda (ve düşük kilo ile doğumda) etkili olabileceği söyleniyor. Bilindiği gibi, 5 yaşına kadar olan çocuk ölümlerinde prematüre doğum ilk sıralarda geliyor ve öğrenme güçlüğü, görsel ve duyusal problemlere yol açabiliyor.

Harvard Üniversitesi’nin yaptığı bir araştırmada ise hamileliğinin son 3 aylık döneminde ne kadar çok ince partiküllere maruz kalınırsa otizm riskinin de o kadar çok arttığı ispatlanmış.

Gözle görülemeyecek kadar küçük olan bu partiküller Dünya Sağlık Örgütü tarafından zararlı bulunuyor ve takibi yapılıyor. Kentleşmenin artması ile dünyadaki insanların yaklaşık %85’inin partikül maddeye maruz kaldığı düşünülüyor. Kısaca, kirlenmeyle birlikte insanların en çok maruz kaldığı maddelerin başında Partikül maddeler geliyor.

Özellikle inşaat yapılan ortamlarda artan Partikül madde, kentsel dönüşümden geçen birçok şehrimizi etkiliyor. Peki, astım, kalp ve akciğer hastalıklarına sebep olabilen partikül madde (PM) nedir? Ne kadar maruz kalıyoruz? ve korunmak için neler yapabiliriz? Bebedu.com sizin için araştırdı.

 

Partikül Madde nedir?

Partikül madde (PM) havada asılı bulunan ve gözle görülemeyen tüm katı ve sıvı partiküllerin birleşiminden oluşuyor. Polenler, küf ve havadaki damlacıklar gibi organik maddelerden oluşabileceği gibi; egzoz dumanlarından çıkan kimyasal maddeler, inşaat tozları, yangın ve ateşlerle çıkan gazlar gibi maddelerin birleşiminden de oluşabiliyor. Sağlığa en zararlı olanları partikül büyüklüğü 10 mikrometre (mikron) (PM10) altında olanlar. PM10 o kadar küçük ki bir saç telinin içine en az 5 tane PM10 sığabiliyor. Mikrometre değeri küçüldükçe ciğerlere girip yerleşmesi kolaylaşıyor ve tehlikesi de artıyor. Avrupa PM değeri 2,5 µg/m3 ve altında olan partikülleri de gözlem altında tutuyor. Bizde sadece PM10 için data mevcut.

Bu arada ufak bir not, partikül maddeler yeni bir şey değil, etrafımızda hep vardı ve var olmaya da devam edecekler. Bu maddelerin tehlikeli hale gelme sebebi, hava kirliliği ile birlikte zararlı zararsız tüm maddelerin bir araya gelerek partikül maddeleri oluşturması ve bu maddelerin insan vücuduna solunum yolu ile girebilmesi.

 

Türkiye’deki Hava Kirliliğinin Geldiği Son Nokta-8810

Peki Türkiye’deki durum nedir?

Kentsel dönüşümün adeta bir inşaat şantiyesine çevirdiği Kadıköy İstanbul’da minik bir deney yapmak istedik. Geçtiğimiz Ekim ayında Kadıköy’de gerçekleşen PM10 değerlerine baktık. Neden Ağustos değil de Ekim derseniz; okulların açıldığı, İstanbullunun yaz tatilinden dönüp normal iş hayatına devam ettiği bir dönem olmasını istedik. Peki neden Kadıköy derseniz de cevabı basit: kentsel dönüşümden dolayı, çünkü PM10 seviyesi özellikle inşaatların olduğu bölgelerde artış gösteriyor. Kontrolsüz, belli bir sıralamanın olmadığı, isteyenin istediği gün inşaata başlayabildiği bu semtte PM10 değerlerin günlük belirlenen limitlerin üzerinde çıkacağını düşünüyorduk. Sonuçlar düşündüğümüzden de acı bir tabloyu gözler önüne serdi.

 

Aşağıdaki tabloyu Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Hava İzleme İstasyonlarındaki verileri kullanarak yaptık.

Buna göre, geçtiğimiz Ekim ayı boyunca sadece 10 gün PM10 seviyemiz Avrupa Birliği’nin belirlediği günlük limitler içerisinde kalmış. Geri kalan 21 gün boyunca PM10 seviyemiz hep üstte çıkmış, hatta günlük limitin 3 katından bile fazla olduğu günler olmuş. Hafta sonları da artışta etkili gibi gözüküyor.

Not olarak, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bu rakamların kaç tane ya da hangi istasyonlardan sağlandığı bilgisini sitesinde paylaşmamış. Eğer istasyonlar Kadıköy semtini temsili olarak ölçecek yapıda değilse, bu değerler fazla ya da az çıkabilir. Ama Bakanlık böyle bir site yapıp bunu paylaşıyorsa mantıken verilen rakamların da bilimsel olması gerekir.

 

Türkiye’deki Hava Kirliliğinin Geldiği Son Nokta-8810

 

Peki, günün hangi saatleri PM10 seviyesi düşüyor?

Sabah ve akşam trafiğinin azaldığı gün ortasında. 13:00-17:00 saatleri arasında PM10 seviyesinde düşüş gözlemledik. Bu mini araştırmayı sadece Ekim ayı için yaptığımız için kesin olarak bu saatler PM10’un en az görüldüğü saatlerdir diyemiyoruz ama tahminen bu doğrultuda olacaktır.  Diğer sabah ve akşamüstü saatlerinde dikkatli olmakta fayda var.

 

Türkiye’deki Hava Kirliliğinin Geldiği Son Nokta-8810

 

Diğer Şehirlerdeki Durum

Dünya Sağlık Örgütü, WHO’nun yayınladığı rakamlara göre 2012 yılında Türkiye’de sadece 12 ilimiz, PM10 maddesi için Avrupa Birliğinin belirlediği yıllık limitin (40µg/m3) altında çıkmış. 81 ilde 12 il.

Türkiye’deki illerin sadece %15. En tepe sıralarda sanılanın aksine Büyükşehirler de yok. Sırasıyla Batman, Hakkari, Gaziantep, Siirt, Afyon diye gidiyor (bu şekilde çıkmasının sebebi belki de şehirlerin tek bir istasyon ile temsil edilmesidir).

WHO, daha küçük partiküllere sahip ve daha da zararlı olan PM2.5 değerlerini tahmini olarak elle hesaplamış. O yüzden geçerliliği daha az. Veriler ne kadar doğru ve tutarlı bilemiyoruz ama şöyle bir incelersek, hem PM10 hem de PM2.5’da yıllık limitler içinde kalan şehirlere bakarsak sırasıyla, Giresun, Çanakkale, Yalova, Rize, Artvin, Tokat, Kastamonu, Eskişehir, Bingöl, Bursa, Sinop, Amasya geliyor. Kısaca, her şeye rağmen Karadeniz hava kalitesi açısından kendisini korumuş diyebiliriz. Ayrıca, Bursa ve Eskişehir, Büyükşehir olmalarına rağmen limitler içinde kalabilmişler. Yalnız şöyle de bir ayrıntı var. Biz yıllık limitlerde Avrupa Birliğini baz aldık. Eğer Dünya Sağlık Örgütü (WHO)’nun rakamlarını baz alırsak sadece bir ilimiz geçer not alıyor. O da Giresun!

 

 WHOEU
Yıllık (µg/m3) PM102040
PM2.51025
Günlük (µg/m3)PM105050
PM2.525değer verilmemiş

 

PM10  PM2.5*  
ŞehirYıllık Ortalama, ug/m3YılGözlem yapılan istasyon sayısı
(PM10)
Yıllık Ortalama, ug/m3YılGözlem yapılan istasyon sayısı*
(PM2.5)
BATMAN10920121 istasyon672012
HAKKARI10920121 istasyon672012
GAZIANTEP10820121 istasyon662012
SIIRT10120121 istasyon612012
AFYON9820121 istasyon602012
KARAMAN9320121 istasyon572012
IGDIR8820121 istasyon542012
ISPARTA8620121 istasyon522012
DUZCE8520121 istasyon522012
BITLIS8420121 istasyon512012
CANKIRI8320121 istasyon502012
MUS8320121 istasyon502012
SAKARYA8220121 istasyon502012
OSMANIYE8220121 istasyon502012
BOLU8020121 istasyon492012
NIGDE8020121 istasyon492012
BURDUR7820121 istasyon472012
ANKARA7720128 istasyon472012
KUTAHYA7720121 istasyon472012
KAYSERI7720123 istasyon472012
EDIRNE7420121 istasyon452012
DENIZLI7320122 istasyon452012
CORUM7320121 istasyon452012
URFA7220121 istasyon442012
ADIYAMAN7120121 istasyon442012
MUGLA7120122 istasyon432012
AYDIN7120121 istasyon432012
KAHRAMANMARAS7120121 istasyon432012
ZONGULDAK7120121 istasyon432012
GUMUSHANE6920121 istasyon422012
TEKIRDAG6920121 istasyon422012
USAK6920121 istasyon422012
DIYARBAKIR6920121 istasyon422012
MALATYA6820121 istasyon422012
AKSARAY6820121 istasyon412012
KIRIKKALE6720121 istasyon412012
VAN6520121 istasyon402012
BAYBURT6520121 istasyon392012
KONYA6520122 istasyon392012
ARDAHAN6120121 istasyon372012
BARTIN6020121 istasyon372012
KILIS5820121 istasyon362012
TRABZON5820122 istasyon352012
ERZURUM5720121 istasyon352012
KOCAELI5520122 istasyon342012
ISTANBUL53201210 istasyon332012
ICEL5320121 istasyon322012
NEVSEHIR5320121 istasyon322012
ORDU5320121 istasyon322012
KARS5220121 istasyon322012
BILECIK5120121 istasyon312012
ANTALYA5120121 istasyon312012
MARDIN5120121 istasyon312012
YOZGAT5020121 istasyon312012
KARABUK5020121 istasyon302012
MANISA5020122 istasyon302012
ERZINCAN5020121 istasyon302012
AGRI4920121 istasyon302012
KIRSEHIR4920121 istasyon302012
SIVAS4920121 istasyon302012
IZMIR4920128 istasyon302012
SAMSUN4820122 istasyon292012
KIRKLARELI4620121 istasyon282012
HATAY4620122 istasyon282012
BALIKESIR4620121 istasyon282012
ADANA4620124 istasyon282012
TUNCELI4420121 istasyon272012
ELAZIG4420121 istasyon272012
SIRNAK4120121 istasyon252012
AMASYA3920121 istasyon242012
SINOP3720121 istasyon232012
BURSA3720121 istasyon222012
BINGOL3420121 istasyon212012
ESKISEHIR3220121 istasyon192012
KASTAMONU3120121 istasyon192012
TOKAT2920121 istasyon182012
ARTVIN2820121 istasyon172012
RIZE2720121 istasyon172012
YALOVA2320121 istasyon142012
CANAKKALE1920121 istasyon122012
GIRESUN1220121 istasyon72012

KAYNAK: Ambient Air Pollution Database, WHO, May 2016

(*) Türkiye, PM2.5 değerlerini takip etmediği için tahmini hesaplanmış. Bu yüzden geçerliliği azdır. Avrupa Birliğinin belirlediği PM2.5 yıllık limiti: 25µg/m3

 

Peki Avrupa’da durum nasıl?

Orada da çok iç açıcı değil. Avrupa Birliği, belirlediği limitler dışına çıkan şehirlere ceza yağdırıyor. Bu da şehirlerin önlem almasını sağlıyor. Bu şekilde biraz ilerleme sarf etmişler.

Avrupa Birliği’nin bu yıl yayınladığı ‘Hava Kalitesi’ raporuna göre,

PM10 açısından en vasat ülkeler: İtalya, Polonya ve Doğu Avrupa ülkeleri. Avrupa Birliği, bu ülkelerdeki değerlerin yüksekliği için, belli başlı 3 kirlilik salgını olduğundan bahsetmiş. Bunlar genellikle, evdeki emisyonlar, tarımsal emisyonlar, endüstriyel emisyonlar ve Sahra Çölünden gelen tozlar.

 

Türkiye’deki Hava Kirliliğinin Geldiği Son Nokta-8810

 

 

Türkiye’deki Hava Kirliliğinin Geldiği Son Nokta-8810

 

Son olarak da, OECD’nin bir raporuna bakalım. OECD uydudan çekilmiş resimlere bakarak 2010, 2011 ve 2012 yılı için PM2.5 tahminleri çıkartmış. Bu 3 yılın ortalamalarını alıp nüfusa oranlayarak da aşağıdaki rakamlara ulaşmış. Buna göre, Türkiye OECD ülkeleri arasında sondan 4. sırada geliyor. Kirlilikte Polonya’dan sonra geliyoruz. Macaristan, İsrail ve Kore de bizden sonra gelen ülkeler.

 

Türkiye’deki Hava Kirliliğinin Geldiği Son Nokta-8810

 

Peki ne yapabiliriz?

Hava kirliliği sadece dışarıdaki havanın kirliliği anlamına gelmiyor. Kullandığımız saç spreyleri, sigara, küfler, mumlar, temizlik için kullandığınız kimyasallar gibi birçok madde evimizin içinde hava kirliliğine neden oluyor. Bu yüzden hem evde hem de dışarıda dikkatli olmalıyız.

 

Evinizde yapabileceğiniz birkaç öneri:

  • Elektrikli süpürge ile ev ortamındaki havayı temizlenmesi. Bunun için sulu filtresi olan makineler ya da torbasız makineleri tercih edin.
  • Evinize hava temizleme aleti alabilirsiniz. Bebek ve çocuk odasında kullanacaksanız, makinenin sesi ninni gibi gelebilir!
  • Yukarıda saydığımız kirleticileri kullanmamaya çalışın.
  • Hava temizleyen çiçeklerden kullanabilirsiniz.

 

Dışarıda yapabileceğiniz birkaç öneri:

  • Yağmurlu günlerde PM seviyesi düşeceği için kendinize ters motivasyon yapabilirsiniz.
  • Arabaların daha az olduğu sokaklardan yürümeye çalışın.
  • Ekim ayına bakarak, sabah ve akşam saatlerinde dikkatli olun diyebiliriz.

 

Maske ile gezen Asyalı turistlere amma da abartıyor diye baktığımız günler geride kaldı. Yakında bizde de bu yönde bir farkındalık gelişecek gibi gözüküyor.